"25 yıldır emek verdiği iş yeri mezarı oldu" Mahkeme doğal ölüm dedi…

İş yerinde kum yığınının çökmesi sonucu, hayatını kaybeden işçinin Adli Tıp Raporu'nda ise ölüm beyanı iş kazası yerine doğal ölüm olarak yazıldı. İtiraz eden ailenin itirazı da reddedildi.

Uşak’ta çalıştığı taş ocağında kum yığınının altında işçi İsmail Taran’ı (49), ailesi elleriyle kumları kazarak çıkardı. Ailesi iş yeri ve işveren ihmali olduğu gerekçesiyle karara itiraz etti. Ancak itirazı da reddedildi.

“Ölüme göndermişiz”

Babasının ölümünde kusur olduğunun altını çizen İsmail Taran’ın oğlu Turan Taran, “Biz babamızı işe gönderdik sanıyorduk meğerse ölümüne terk edilmiş, 25 yıldır emek verdiği iş yeri ona mezar oldu” sözleri ile duygularını ifade etti. İhmal ve sorumsuzluklardan dolayı babasının kum altında nefessiz kaldığından dolayı vefat ettiğini vurgulayan Taran, yetkililerin sorumsuz davranışlarından dolayı şikayetçi olduğunu ifade etti.

 

“Neden yetkilileri aramamışlar?”

Olayın gerçekleştiği süreci dile getiren Turan, ihmallerin söz konusu olduğunu ve ihmali bulunanların cezalarını çekmesini istediklerinin altını çizdi. Turan ifadesinde yer verdiği bilgileri dile getirirken şu sözleri dile getirdi.

“Babamın iş çıkış saati 17:00-17:30 Aralığın’ndaydı. Babam mesai saatleri içinde hiçbir zaman işini bırakıp ta herhangi bir yere veya evine erken gelmezdi. 25 yıldır işine çok değer veren çalışkan ve sadık birisiydi. İşten çıkınca da direk evine gelirdi.  İş arkadaşları tarafından söylendiği üzere babam gözden kaybolmuş merak ederek dedem Arefetdin Gencer’i 17:45 gibi aramışlar. Dedemi aramak yerine neden yetkililer bildiği halde jandarmayı aramamışlar bize haber vermemişler işçisine sahip çıkmamışlar. Dedem babamın çalıştığı yerin yakınlarında çobanlık yapıyor. Bu sebeple görüp görmediklerini sormuşlar. Dedem babamı görmediğini söylemiş. Ardından beni aradı. Dedem bana baban evde mi diye telefonda sordu. Ben o sırada evde değildim. Hemen babamı aradım ve telefonuna ulaşılamıyordu. 10 dakika içinde eve geldim. Babamı bulamayınca babamı aramak üzere önce babamın arabasıyla babamla birlikte yıllardır her gün işe gelip giden ve sabahta birlikte gittiği komşumuz Ali Ünver’in evine gittim ve onu evde bulamadım ve hemen iş yerine doğru yola çıktım. Saat 6 gibi yolların bozuk olmasına rağmen zar zor iş yerine ulaştım, vardığımda babamın mesai arkadaşları eve gitmişti, şef orada yoktu güvenlik görevlisi de yoktu. Yetkili olarak beni yönlendirebilecek kimse yoktu. Diğer vardiya dan çalışan 2 işçi makineyi babamın düşme tehlikesine karşı kontrol ediyorlardı. Babamı sorduğumda en son 15.30’da gördüklerini söylediler. Orayı incelediğimde hiçbir güvenlik önlemi yoktu ve çok tehlikeliydi. Ben de bunun üzerine makinenin üzerinde kan lekesi aradım. Ancak hiçbir şey bulamadım.”

 

Sorumsuzluklar zinciri…

“Sonrasında beni dedemin kulübesine yönlendirdiler. Babamın orada olma ihtimaline karşın oraya giderek babamı aradım. Fakat babamı orada da bulamadım. Kulübeden tekrar babamın iş yerine döndüm. Bu sırada babamın arabasının anahtarının üzerinde olmadığını fark ettim. Babam arabasının anahtarını üzerinden hiç almazdı, bunun üzerine ben de kepçeciye arabanın anahtarını sordum. Kepeci: ”Şefe ben İsmail abinin bulunmadığını söyledim” dedi. Şef de “Gelir bakalım, anahtarını al gelince beni arasın, aramadan anahtarı verme” demiş sorumsuzca. Babam işine çok bağlıydı ve çalışma saatlerine çok önem verirdi ve mesai saatinde oradan hiç ayrılmazdı. Burada işçilerin girdiğine ve çıktığını gösteren hiçbir defter imza yoklama belgesi yoktu. Şef mesai saatlerinde kaybolan babamı arama çalışmaları başlatmadan jandarmaya ve bize haber vermeden umursamadan iş yerinden ben oraya varmadan biraz önce ayrılmış. Ben bu sırada kamera Var mı diye sordum. Bana kamera kayıtlarının çalışma alanını kapsamadığını söylediler. Yalnızca hurdalığı gören kameranın olduğunu söylediler bende o kayıtlara bakmak istediğimi söyledim. Sonra görevli iş arkadaşı benim motorla aşağıdaki kantara kayıtlara bakmaya Gitti. Bu kadar tehlikeli bir işte çalışma alanını göstermeyen kameranın olmayışı kesinlikle sorumsuzluk değil midir?”

 

“Jandarmayı aramadıklarını öğrendim, ben aradım”

Babamı arama zahmetinde bulunmayıp evine gidip geri evlerinden yanıma gelen mesai arkadaşı Şaban Karaman yanında Sercan Yüksel (arkadaşı) ve tanımadığım kişi ile gelerek beni kuyulara mı düştü acaba deyip kuyulara götürdü ve orayı kontrol ettim. İş yerine ait üçer metre derinliğinde hiçbir güvenlik önlemi olmadan açık durumda zemin yüksekliğinde bulunan 2 su kuyusu vardı, babamın ve herhangi bir şahısın buraya düşme riskinin olduğunu söylediler. Yüzeyde babamı göremeyince oraya düşmediğini anladım. Kuyudan dönerken ben jandarmaya haber verdiniz mi diye sordum. Şaban Karaman şefi aradı ve şefe bu adam hala yok jandarmayı arayalım mı diye sordu. Şefle konuşmasının ardından jandarmayı bile aramadığını öğrendim ve bana sen bilirsin abim arayacaksan ara dedi. Ben de hemen jandarmaya haber verdim. 19:23te jandarmayı aradım ve durumu ihbar ettim. Bu sırada Şaban Karaman’ı Barış Koldemir aradı hurdalık tarafını gören kamera kayıtlarında babamı görmediğini söyledi. O sırada annem ablam amcam Erkan Taran ve amcam Erdoğan taran olay yerine geldiler”

 

“Kum yığınında çöküntü farkedilmiş”

Sabah çalışan kepçeci Adem abi kum yığınının üzerinde çöküntü yokken sonrasında kumun kaydığını fark etmiş ve bunu şefe bildirmiş. Şef bu bilgiyi ciddiye almamış. Bana bunu söylediklerinde doğrudan kum yığınına yöneldim. Orada yeni oluşmuş herkes tarafından fark edilebilecek kum yığını olduğunu gördüm Ailemle birlikte kum yığınına odaklandık. Çevre de yine hiçbir güvenlik önlemi olmadan yaklaşık 20 metre yükseklikteki çok dik ve her an üzerimize yıkılacak şekilde duran kum yığınının altında babamı hiçbir Yardımcı ekipman olmadan ellerimizle kazarak aramaya başladık. Peki size soruyorum bu işi benim mi yapmam gerekiyordu jandarmaya benim mi aramam gerekiyordu bu anı ömür boyu unutamayacağım. Kumu kazarken yukarıdan kumlar kafamıza doğru geliyordu. Bu sırada yanımızda yetkili kimse yoktu. Göçük altında kalma riskine rağmen kazmaya devam ettik ablamın telefonla çektiği görüntüleri de size sunuyorum net bir şekilde her şey ortada.

 

“Bütün bedenini ellerimizle çıkardık”

Elimizle kazarken önce babamın kafasına 19:45 gibi ulaştık. Amcam Erdoğan Taran, amcam Erkan Taran, Sercan Yüksel ve ablam annemle birlikte kuma saplanan bedenini kurtarmaya çalıştık ağırlık o kadar çöktü ki kımıldatamadık 15-20 dakika kazıyarak çıkarmaya çalıştık. Vücudunun üzerindeki ıslak kumları aldıktan sonra bile bacağını hala çıkaramadık sırtında çok ağırlık ve baskı vardı. Ben babamın kuma saplanan kafasını tuttum bu sırada babamın gözlerini açarak ışık tuttum babamın gözleri hareketsiz, yüzü mosmordu ağzı kumla doluydu. Bu sırada ablam 112’yi arayarak yardım çağırdı. Ben babamın kafasını geri düşmemesi için tutarken burnundaki ve ağzındaki kumları temizledim. Uzun uğraşlar sonrası bütün bedenini ellerimizle çıkardık. Bu sırada hala hiçbir yetkili yanımızda yoktu biz ellerimizle topraktan kazıyarak babamın bütün bedenini çıkardık.

 

“Yaklaşık yarım saat kalp masajı yaptıktan sonra monitörden kalp ritim sesi geldi”

3-4 saat kumun altında kaldığı için nefes alamadığından boğulmuş ve çıktığında kafası elleri mosmordu, karnı çok şişti vücudu buz gibiydi ve nabzı atmıyordu. Kalp masajı yaptım hayata döndürmeye çalıştım bu sırada saat 20.00 gibi jandarmalar geldi. Jandarma geldiğinde bizi göçük tehlikesi olduğu için alandan uzaklaştırmaya çalıştı. Jandarma’dan 15 dakika sonra ambulans geldi müdahaleye devam ettiler. Bir yandan kalp masajı yaparken diğer yandan monitöre bağladılar yaklaşık yarım saat kalp masajı yaptıktan sonra monitörden kalp ritim sesi geldi, sonrasında ambulansa babamı taşıdılar. Tüm bunlar yaşanırken hala iş yerinden hiçbir yetkili yanımızda yoktu. 25 yıldır aynı iş yerinde özveriyle çalışan emekçi Babamın kayıp olduğunu bile bile mesai bitiminin ardından evlerine giderek jandarmaya ve bize haber vermeden sorumsuzca resmen babamı ölüme terk ettiler. Sivaslı İlçe Devlet Hastanesi’ne babam taşındı doktorlar bana tüm müdahalelere rağmen duran kalbini çalıştıramadıklarını babamın hayatını kaybettiğini söyledi. Biz babamızı işe gönderdik sanıyorduk meğerse ölümüne terk edilmiş, 25 yıldır emek verdiği iş yeri ona mezar oldu

 

“Babamı kasten ölüme terk eden işyerinin sahibi…”

Ben işçiler şeflerine bildirdiği halde bize haber vermeyen, tehlikeli olmasına rağmen çalıştığı ortamda güvenlik önlemlerini almayan, işçilerine baret, güvenlik ekipmanı, çalışma alanını gösteren kamera ve telsiz temin etmeyen, iş giriş çıkışlarını takip eden yoklaması yapılmayan, mesai saatlerinde iş yerinde kaybolan babamı arama zahmetinde bile bulunmayan, yetkililere ve bize haber vermeyerek babamı kasten ölüme terk eden işyerinin sahibi, sorumlusu olan şef, iş arkadaşlarından ve bütün sorumlulardan şikayetçiyim . Babamın 4 saat sonra bilinçsizce bizim çıkarmamıza rağmen kalbi attı nefes aldı, demek ki daha önce babam aranıp bulunsaydı babam hayattaydı. Onlar bir işçisini kaybettiler ve yeni işçi bulup yine aynı şartlarda çalıştırabilirler ama benim bir daha babam olmayacak.”