OSB'de kağıt fabrikasına "dur" denildi
Ankara’da Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünde ÇED sürecindeki Kırklareli Organize Sanayi Bölgesi’nde yapılması planlanan kağıt üretim fabrikası için 30 Kasım 2022 tarihinde gerçekleştirilen İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısından olumsuz kararı çıktı. İDK itirazların yapıldığı ÇED sürecini durdurdu. İDK toplantısına Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu, İl Genel Meclis Başkanı Aydın Karakoç, Doku Derneği Üyesi ve Kırklareli Kent Konseyi Çevre Komisyonu Üyesi Av Emrecan Güven, İl Genel Meclis Üyesi Aptullah Mutluer’de katıldı. Toplantıda yazılı ve sözlü itirazda bulunularak söz konusu fabrikanın bölge için doğuracağı olumsuzluklara işaret edildi.
Kırklareli Organize Sanayi Bölgesi’nde yapılması planlanan ve ÇED süreci başlayan kağıt üretim fabrikasına itiraz geldi. Aralarında Kırklareli Kent Konseyi, Doku Derneği ile İl Genel Meclis Üyelerinin de bulunduğu gurup söz konusu fabrikanın aşırı su tüketeceği, oluşturacağı sıvı atıklar gibi bir dizi gerekçe öne sürerek itiraz etti.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünde yapılan İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısına bu amaçla CHP Kırklareli Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Kırklareli İl Genel Meclis Başkanı Aydın Karakoç, İl Genel Meclis Üyesi Aptullah Mutluer ve Doku Derneği Üyesi ve Kırklareli Kent Konseyi Çevre Komisyonu Üyesi Av Emrecan Güven katılarak yazılı ve sözlü itirazda bulundu. Gelen itirazlar üzerine ÇED sürecinin sonlandırıldığı belirtildi. Konuya ilişkin Doku Derneği bir açıklamada bulundu. Dernek, ÇED sürecinin sonlandırılmasından dolayı yaşadığı memnuniyeti ifade etti. Konuya ilişkin açıklamada;
“Doku Derneği olarak duyurunun yapıldığı günden itibaren süreci takibe alarak,
Trakya Platformu Bilim ve Hukuk Kurulları’nın desteği ile hazırlanan raporlar sonucunda oluşturduğumuz itiraz dilekçelerimizi yasal süreler dahilinde ilgili Kurum ve Bakanlığa ilettik.
Yapımı planlanan Projenin doğamıza, doğal varlıklarımıza vereceği geri dönülmez tahribatın farkında olarak Kırklareli Kent Konseyini, STK’ları ve İlimizin seçilmişlerini bilgilendirdik.
Gelinen noktada Ankara’da Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünde 30.11.2022 tarihinde gerçekleştirilen İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısına katılan Dernek Üyemiz Kırklareli Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Üyelerinden Av. Emrecan Güven yazılı olarak verdiğimiz itirazlarımızı Komisyon Üyelerine sözlü olarak ta iletmiştir.
İDK Toplantısının kararına göre Halkalı Kağıt Karton San. ve Tic. A.Ş Kağıt Üretim Fabrikası ÇED Süreci sona erdirilmiştir.
Yaşamı savunma mücadelemizde birlikte çalıştığımız Kırklareli Barosuna, Kırklareli Kent Konseyine, Trakya Platformu Bilim ve Hukuk Kurullarına, ayrıca katkı sunan Kırklareli İl Genel Meclisi ve Milletvekilimize teşekkür ederiz. Bilimin ışığında, Anayasal Hak ve Hukuk kapsamında Doğamızı, Doğal Varlıklarımızı korumaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” denildi.
“Yıllık ise ortalama 4,3
milyon metreküp suyu nereden nasıl temin
edecekler?”
Toplantıda itirazda bulunan bir başka isim CHP Kırklareli Milletvekili TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu idi. Gündoğdu burada bir konuşma yaparak itiraz gerekçelerini sıraladı. Gündoğdu konuşmasında şu ifadelere yer verdi;
“Tüm değerlendirmeler öncesi şu gerçeği bir kez daha bilgilerinize sunmak istiyorum ki, bundan sonraki değerlendirmelerimizi bu temel üzerinde yapmaya çalışalım.
Trakya’da endüstriyel kirlenme, akarsu ve toprak kirliliği, tarımsal ürünlerde uluslararası standartlar üzerinde bulunan ağır metal ve toksik madde varlığı, insan kan, doku ve organlarında, kanserli dokularda ağır metal birikimi bilimsel inceleme ve araştırmalarda ortaya konmuştur. Ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulmuştur. Bilimsel dergilerde yayınlanmıştır.
Tüm bu gerçekler önümüzde dururken kirletici sanayinin Trakya’nın derinlerine daha fazla sızmasına izin vermek geleceğe, çocuklarımıza ihanettir. Trakya topraklarında yapılan ağır metal analizlerinde değerlerin bazı bölgelerde standartların üzerinde olduğunu şimdiden görmekteyiz. Bildiğiniz gibi ağır metallerle kirlenmiş toprak, kayıp topraktır. Bu nedenle mutlak tarım arazilerimizi ve meralarımızı adeta koruma kalkanı içine alarak özenle korumak zorundayız. En küçük bir risk taşıyacak, 50 yıl sonra bile sorun oluşturabilecek kirlenmeleri bugünden hesap ederek hareket etmek zorundayız. Hepimizin bu duyarlılıkta olduğumuza gönülden inanıyorum. Bizler duyarlılıkla hareket etmeye, çalışmaya devam ederken gün geçmiyor ki önümüze bir yıkım projesi daha gelmesin. Proje, ne kadar iyi niyetlerle hazırlanırsa hazırlansın Trakya’nın toprağına, suyuna, havasına zarar verecek, yok edecek, canlı yaşamını tehlikeye düşürecektir. Trakya bölgesinde yapılması yasaklanan bir sanayi yatırımıdır. İstanbul’dan sonra İzmit, Sakarya, Düzce ye kadar ulaşan vahşi sanayi, kirli sanayi artık Trakya bölgesine taşınmak istenmektedir. Trakya’nın verimli, birinci sınıf tarım alanlarına göz dikilmiştir. İstanbul’u besleyen havasına suyuna göz dikilmiştir.
25 yıl 50 yıl sonrasının kaynakları bugünden talan edilmek istenmektedir. Bu talana bu ihanete ortak olmamalıyız. Bunu ne kendimize ne çocuklarımıza ne vicdanımıza anlatamayız, vicdanınıza anlatamazsınız. Proje sürdürülebilir kalkınmaya aykırıdır, sağlıklı nesiller yoksa üretimin, teknolojinin sözde gelişimin kime ne faydası olabilir.
Bugün dünyada gıda krizinin yaşandığı, su krizinin kapıda olduğu bir küresel süreç yaşıyoruz.
Su her geçen gün tükeniyor, daha derinlere iniyor, temiz suya ulaşmak daha zor ve maliyetli oluyor. Su yoksa yaşam yoktur, gelecek yoktur arkadaşlar.
Bugün biz mevcut suyu nasıl daha iyi geleceğe aktarabiliriz, temiz suya nasıl daha kolay ulaşırız yerine vahşi su tüketimine izin verilecek mi verilmeyecek mi konuşuyoruz. Gerçekten bu anlayışı artık değiştirmek zorundayız. Kaynaklarımızın değerini bilmek ve bu değerlere sahip çıkmak için en keskin, en radikal kararları almak zorundayız. Çünkü Trakya bölgesi sıradan bir bölge değildir. Ülkemizin önemli bir tarımsal üretim merkezidir.
Trakya Bölgemiz ayçiçeği üretiminin yüzde 64 ünü, çeltik üretiminin yaklaşık yüzde 50 sini, buğday üretiminin yaklaşık yüzde 10 unu, kanola üretiminin yüzde 70’i üretmektedir.
Trakya Bölgemiz ülkemizin en iyi mera ekolojisi, biyoçeşitliliği ve kendisine özgü endemik türlerle ayrıcalıklı bir bölgedir.
Kurulması planlanan işletme nadas sız kuru tarım ve mera alanlarının yanında bulunmaktadır.
Istranca rüzgarlarıyla bacadan çıkacak gaz hava kirliliğine yol açacak, tarımsal ürünlere ve hayvancılığa olumsuz etkileri olacaktır. Kısa sürede verimliliği, ürün kalitesini, orta vadede ise insan sağlığını olumsuz etkileyecektir. Bir diğer yaşamsal sorun tesisin su temini konusudur.
Bilindiği gibi Kırklareli yerleşiminin tümü yer altı suyu besleme alanı üzerinde yer almaktadır. Yerleşim yerlerinin çevresi ise sulu tarım alanıdır. Organize sanayi bölgelerinin yeraltı suyu besleme alanına kesinlikle zarar vermemesi gerekmektedir.”
Kağıt fabrikasının yerleşim konumu yeraltı suyu
besleme kuşağındadır
“Bilimsel verilere göre Trakya bölgesi yeraltı su kaynaklarının %85 nin tükendiğini bilerek,
Fabrikanın günlük yaklaşık 12 bin metreküp, yıllık ise ortalama 4,3 milyon metreküp suyu nereden nasıl temin edilecek, temin edilirken kaynaklar nasıl korunacaktır?
Yer altı sularının petrolden bile daha değerli doğal varlıklardan sayıldığı günümüzde,
Yeraltı sularının yok olmasına bağlı olarak Trakya topraklarında Çorlu ve Malkara’da son yıllarda obrukların oluşmaya başladığını hepimiz gözlemlemekteyiz.
Trakya’da bilimsel olarak beslenim oranından fazla su tüketildiği bilinmektedir. Bu nedenle bölgede sınırsız su kullanım hakkının verilmesi gelecek için ciddi tehdit oluşturmaktadır.
Ulusal Su Konseyi Trakya’yı mutlak su kıtlığı çeken bölge olarak tanımlarken aşırı su kullanan ve kirleten yatırımlarının durdurulması uyarısını yapmıştır.
Kırklareli nüfusunun yarısının kullanacağı suyun bir tesise verilmesinin hiçbir gerekçesi, hukuki ve ekolojik dayanağı yoktur.
Ayrıca günlük 8067 metreküp atık su kimyasal, endüstriyel atık niteliğindedir.
Bu atık organize sanayi bölgesinde kimyasal arıtma yapılarak atılabilecek midir?
Bir diğer sorun da kömür kullanımıdır.
Planlanan proje kapsamında yerli kömür kullanılacak olup, miktarı kömürün ortalama ısıl değeri 4.000 kcal/kg olacak şekilde yaklaşık olarak 180.000 ton/yıl olacaktır.
Buhar/Enerji ünitesinde kullanılacak olan kömür yurtiçi piyasasından temin edilecek ve paçalı kullanılması durumunda da ithal kömür temin edilebilecektir.
Ancak Vize Termik Santrali için açılan dava sonucu Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ithal kömür için olumsuz görüş belirtilmiş ve “Türkiye’nin dışa bağımlılığının arttırılması akılcı bir çözüm değildir” denilmiştir. Bu çelişki bile projenin iptaline yeterlidir. Telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaşanmadan, projenin gerçekleştirilmesinin bilim ve hukuk açısından uygun olmadığı açık ve nettir bu nedenle aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılmalıdır.
Son olarak bir ay önce bölgemizle ilgili 13.10.2022 tarihli Danıştay Kararını da dikkatinize sunmak istiyorum.
‘Trakya Bölgesinde kömür çıkarılmasının akiferler üzerinde yapacağı tahribatlar belirtilmesine karşın, Kırklareli İli, Vize İlçesinde "Enerji Üretim Alanı" (EÜA) gösterimi ile bölgedeki mevcut kömür rezervlerinin kullanılması amacıyla bir adet termik santral öngörülmesine ilişkin plan değişikliğinin, santralin ihtiyaç duyacağı soğutma ve diğer kullanım suyunun, yeraltı su rezervleri üzerinde olumsuz yönde etki yapacak olması ve Ergene Havzasının başta gelen çevre sorunu haline gelen yeraltı su kaynaklarındaki hızlı azalış nedeniyle, yeraltı suyu kullanacak yeni sanayilerin kurulmasına izin vermeyen Revizyon Çevre Düzeni Planı kararının sürdürülebilirlik ve planlama ilkelerine uygun olmadığına karar verildi.’ denilmektedir.
D a n ı ş t ay İdari Dava Daireleri Kurulu Esas No: 2022/33 Karar No: 2022/2892
Bu karar doğrultusunda yeraltı suyu kullanımına dayalı, kömürden elektrik üretme sanayilerinin önü kapanmıştır.” (H.Murat Taner)