Vekil Sarıçam'dan; Edirne'deki Su Krizi Üzerine Sert Eleştiriler
AK Parti Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, yalnızca şehrimizin değil tüm trakyanın yarınlarını gölgeleyecek iklim değişikliği ve su krizinin sonucu yaşanabilecek olumsuzlukların önlemini alabilmek adına siyasi ayırım yapmadan tüm Trakya Halkına hizmet vermek adına çalışmalarını ve ilgili birimlere olan uyarılarını vatandaşlarla paylaştı.
Kırklareli Yayla Mahallesi'nde bulunan Atatürk Evi’nde düzenlenen bir buluşmada Edirne’de yaşanan su sıkıntısıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Edirne Belediyesi’ni ve yetkilileri gerekli önlemleri zamanında almamakla eleştiren Sarıçam, yaşanan susuzluk krizinin uyarılara rağmen önlenemediğini belirtti. Su sıkıntısının siyasi sorumluluğu olduğunu vurgulayan Sarıçam açıklamalarına şöyle devam etti: “Değerli Hemşehrilerim, bugün Kırklareli Yayla Mahallesi'nde Atatürk evinde sizlerle buluştuk. Sizlere buradan merhaba diyorum. Son günlerde kamuoyu gündemini belirleyen, özellikle Trakya'da, Edirne'deki vatandaşlarımızın evlerinde yaşadıkları, iş yerlerinde yaşadıkları su sıkıntısı.
“Edirne Belediyesini Önceden Uyarmıştık”
Biz bununla ilgili daha önce Edirne Belediyesi'ni ve Edirne halkını böyle bir sorunla karşılaşacakları konusunda uyarmıştık. Maalesef bu uyarılarımızı Bir tane otogar çığırtkanıyla bir tane özel hastane simsarı dikkate aldı. Onun haricinde hiç kimse dikkate almadı. Ama malumunuz çığırtkanla, simsarla da bu işleri düzeltmemiz mümkün değil. Keşke Edirne Belediyesi o gün bu dediklerimizi dikkate alsaydı, gerekli adımları atsaydı, bugün bu sorunları yaşamamış olacaktınız. Edirne'yi önemsiyoruz. Benim annem Edirneli. Benim annem Saraçhane'de doğmuş, büyümüş bir kadın. Bizim bir ayağımız her zaman Edirne'de oldu ve ben her zaman da şunu söylüyorum;
“21. Yüzyılda Suların Akmadığı Bir Şehirden Bahsediyoruz”
Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Trakya olarak üçümüz bir iliz. Oradaki bir vatandaşımızın en ufak bir sıkıntısı Kırklareli'ndeki başka bir hemşerimizin, Tekirdağ'daki başka bir hemşerimizin akrabası olduğu için onun da sıkıntısı haline geliyor. Hele hele 21. yüzyılda suların akmadığı bir şehirden bahsetmek komiklikten öte değil. Maalesef Anadolu'daki insanlar, Batı dediğiniz, Trakya dediğiniz, Türkiye'nin en gelişmiş bölgesi dediğiniz yerde işte insanların durumu ortada, su sıkıntısız çekiyorlar diye bizimle dalga geçiyorlar maalesef.
“Siyasetle Gelinen Her Görevin Bedeli Olur”
Değerli hemşerilerim, elbette belediyeler her işi her zaman doğru, düzgün, zamanında yapacaklar diye bir kaide yok. Eksikler, gedikler geçmişte de oldu, bugün de olacak, yarın da olacak. Ama su gibi önemli bir sorunun, su gibi önemli bir konunun ileride sıkıntı yaşayacağını söylediğimiz, videolarını paylaştığımız, uyarılarının yaptığımız halde dikkate alınmaması, bugün Edirne halkının bundan dolayı mağduriyet yaşaması, kusura bakmayın, aymazlıktan başka bir şey değil. İşini ciddiye almamaktan başka bir şey değil. İşi bilmemezlikten başka bir şey değil. Ve kalkıp bunun üstüne ‘efendim su gibi önemli bir meseleyi siyasi malzeme yapmayalım’ demekte bir çözüm üretmiyor. Değerli arkadaşlar siyasetle bir işin başına geliyorsanız yaptığınız her işin siyasi bir bedeli olacaktır ve bunu ödeyeceksiniz kusura bakmayın. Bu o siyasi partinin temsilcisinin yetkilisinin bir ayıbıdır. Vatandaş bunun hesabını sandıkta soracaktır. Bundan kurtulamazsınız.
“Çöpü de Beceremiyorsunuz”
Siz suyu beceremediğiniz gibi çöpü de beceremiyorsunuz. Şimdi ‘lütfen çöpün alınmadığıyla ilgilenmeyin biz suyu çözmeye çalışıyoruz’ gibi basit bahanelerle ‘su gibi konuları siyaset malzemesi yapmayalım’ gibi aymazlıklarla vatandaşın karşısına çıkmak sizi kurtarmaz.
“Perşembenin Gelişi Çarşambadan Belli”
Bakın tarih 2 Şubat 2025 çıktım takır takır her şeyi net bir şekilde ifade ettim dedim ki haziran ayına kadar tedbirinizi alın Perşembe’nin gelişi çarşambadan belli. Siz yaz ayında bu şekilde mevsim yarışları devam ederse susuz kalacaksınız demiştim. Beni Ankara DSİ Genel Müdürü dikkate aldı. 14 Şubat'ta yetkililerini Edirne Valiliğine yolladı. Edirne Belediye Başkanını da davet ettiler. Dediler ki, ya arkadaş bu vekile siz öyle böyle diyorsunuz, ama sizin gerçekten böyle bir probleminiz var. Vekil bunu tespit etmiş, sizi uyarıyor, adım atın. Sağ olsun Vali bey bunu ciddiye aldı. Bakın o toplantıya dahi katılmadı Edirne Belediye Başkanı.
Ardından ertesi gün Kırklareli Valiliğinde bu konu ile ilgili bir toplantı yapıldı. Edirne’nin bir tane temsilcisi yoktu. Ben de o toplantıdaydım. Konu Kayalı Barajından Edirne’ye su takviyesi yaparak çözüm üretmekti. Kayalı Barajından istifade eden çiftçilerimizin sorunlarını ben takip ediyorum. Bunun devamında Edirne'nin de içme suyu sorununuzda çözmeye çalışıyoruz. Bakın sulama da değil, tarımsal sulama da değil, içme suyu sorunu yaşayacağı için bu konuyu da ben takip ediyorum.
“Siyaset mi yapmış oluyorum?”
Kırklareli Valiliğinde, Edirne Belediyesi'nde. Şimdi ben buna ‘aymazlık dersem, Bunun bedelini siyasetten Edirne halkının size ödetmesi lazım dersem’ siyaset mi yapmış oluyorum? Bunun sıkıntısını kim çekiyor? Hanımefendiler, beyefendiler, sevgili yöneticiler, sizler hazır suyla duş alabilirsiniz. Ama çeşmeden ihtiyaçlarını hatta içme suyunu karşılayacak insanlar var. Onlara pislik içindeki vidanjörlerden su içiremezsiniz, pislik içindeki vidanjörlerde taşıdığınız sularla halkın su ihtiyacını karşılamaya çalışmaya 21. yüzyılda Atatürk'ün Türkiye'sinde Edirne gibi modern batı şehrinde böyle bir icraata hakkınız var mı? Kusura bakmayın bunu yapamazsınız. Buna hakkınız yok.
Şubatın 14'ünde DSİ'ye Genel Müdürü bizzat gelerek sahadaki mevcut durumu inceledikten sonra çözüm önerisi olarak Belediyenize bir teklifte bulundu. 25 Şubat'ta size (10 gün sonra) “gelin bu hattı yapalım yıllara sari bize ödersiniz” dendi. İmzalamaya Haziran ayında geldiniz. Ne zaman? Kuraklık başladığında. Sular akmama riskini artık siz de evinizde hissettiğinizde, Haziran ayında DSI ile protokol yaptınız. Haziran ayına kadar aklınız neredeydi? Yazık! 21. yüzyıldan bahsediyoruz. Biz Türkiye yüzyılı diyoruz. Lider ülke Türkiye diyoruz. Atatürk'ün emrettiği gibi medeni ve kalkınmış devletlerin arasına Türkiye'yi sokmaya çalışıyoruz. Kayalı'dan gelen borulara eğer Süloğlu'nu bağlamış olsaydınız şu anda Edirne bu susuzluğu çekmeyecekti. İki, DS'yi size defalarca söyledi. Gelin kuyu açın, bu kuyu ihtiyacınız.
“Yağmur Yağsa Bile Sorun Bitmeyecek”
Değerli Hemşerilerim, Yağmur ve kar yağsa da Edirne susuzluk çekebilir çünkü bağlantı hatları bitmiş değil. Barajda su olsa dahi, ki şu anda Süloğlu barajında su var, siz susuzluk çekiyorsunuz. Sebebi ne? Boruların yapılmaması. Konu kuraklıkta değil bir yerden sonra. Kuraklık sizin sadece Kayalı'dan aldığınız suyu engelliyor. Ama diğer kaynaklarında Edirne'nin suyu var. DSİ’ni önerdiği gibi derin kuyular açarak ihtiyacınız olan suya sağlıklı bir şekilde ulaşmanızda mümkün. Bunları yapmadığı için siz kuraklık çekiyorsunuz ve susuzluk çekiyorsunuz. Onun için yarın yağmur şakır şakır yağsada sizin musluklarınız akmaz. Edirneli hemşerilerim, lütfen sosyal tepkinizi koyun.
“Siz Suyu Cam Şişeden İçiyorsunuz”
Her şeyi malzeme yaparak Atatürk'ü dahi kullanarak o koltuğa oturanlar Yapmadıklarının hesabını da verecekler, yaptıklarından da alkış alacaklar. Alkışı alırken bunu malzeme yapmayalım siyasete demiyorlar ama tüm beceriksizlikleri ortaya çıktığında efendim bunu malzeme yapmayalım, siyasi malzeme olmasın, su çok önemli bir konu. Edirne insanı susuzluktan kıvranana kadar, sizin yaşanan bu problemin olma ihtimalinden bile haberiniz yoktu. Siz suyu cam şişeden içiyorsunuz çünkü. Kusura bakmayın, bir evdeki en önemli kullanım maddesinin su olduğunun farkında değilsiniz. Edirne halkının en önemli sorunu için devletin kurumlarına vakit geçirmeden, keyfi davranmadan adım atın, destek isteyin, yol alın Aksi takdirde yağmur yağacak, kar yağacak, sokakları her zaman olduğu gibi Edirne'de sel basacak. İnsanlar selden muzdaripken çeşmelere akmayacak. Biz hep birlikte modern ve güçlü Trakya'yı oluşturmak için çalışıyoruz. Bu konuda her birinizin desteğine ve hepimizin üzerine düşeni yapmaya ihtiyacı var. Saygılar ve sevgiler, Allah'a emanet olun.”