Konu ile ilgili Akalın şunları kaydetti, “Dünya Turizm Günü'nde, kalbimdeki derin hüzün ve umutla, ülkemizin benzersiz turizm potansiyelini düşünüyorum. Türkiye, tarihin her köşesinde, güneşin altın sarısı ışıkları altında parlayan Efes, Troya ve Göbeklitepe gibi eşsiz kalıntıları; Kapadokya'nın rüzgarın şekil verdiği mistik kaya oluşumları, Pamukkale'nin sıcak sularında yansıyan beyaz cenneti ve Antalya'nın dalga dalga kıyısına vuran sıcak kumlarıyla bir cennettir. Ancak bu zenginlikler, sanki derin bir ormanda saklı bir hazineymiş gibi, henüz tam olarak keşfedilmemiş veya yeterince değer verilmemiştir. Birçok kez Karadeniz'in yemyeşil tepelerinde, kuş cıvıltıları arasında kayboldum; Mardin ve Urfa'nın dar, taş döşeli sokaklarında, eski evlerin gölgesinde tarihin izlerini takip ettim; Van Gölü'nün mavi sularında, dağların silüeti eşliğinde huzuru buldum. Ancak bu güzellikler, birçok insan için henüz keşfedilmemiş veya unutulmuş durumda. Bu bölgelerin, yetersiz altyapı ve tanıtım eksiklikleri nedeniyle hak ettikleri ilgiyi görememesi kalbimi acıtıyor. Turizm, sadece ekonomik bir gelir kaynağı değil, aynı zamanda kültürlerin ve insanların bir araya gelip, birbirlerinin gözlerinin içine bakarak birbirini anlaması için bir köprüdür. Ancak bu potansiyeli gerçekleştirmek için daha duyarlı, insan odaklı ve sürdürülebilir bir yaklaşım benimsememiz gerekiyor. Ülkemiz, sadece deniz, kum, güneş turizmiyle sınırlı değil; aynı zamanda zengin bir kültür turizmine, sağlık turizmine, ekolojik turizme ve din turizmine de ev sahipliği yapıyor. Tarihi ve kültürel zenginliklerimiz, dünya mirası listesinde yer alan yerlerimiz, termal sularımız ve şifalı kaplıcalarımız, doğal güzelliklerimiz ve ekolojik çeşitliliğimiz ile alternatif turizm faaliyetlerini destekleyebiliriz. Din turizmi açısından, Konya'daki Mevlana'nın türbesi, İstanbul'daki Ayasofya ve Sultanahmet Camii, Mardin'deki Deyrulzafaran Manastırı gibi yerler, farklı dinlerden ve kültürlerden gelen ziyaretçilere ev sahipliği yapıyor. Bu mekanlar, hem tarihi hem de dini öneme sahip olup, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilere mistik bir deneyim sunmaktadır. Ancak, dünya turizm gelirlerine baktığımızda, Türkiye'nin aldığı payın, sahip olduğu potansiyelin çok altında olduğunu görmekteyiz. Örneğin, Fransa, İspanya veya İtalya gibi ülkeler, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle, yıllık turizm gelirlerinde dünya sıralamasında üst sıralarda yer alıyor. Türkiye ise, sahip olduğu zenginliklere rağmen, bu ülkelerin gerisinde kalmaktadır. Bu durum, ülkemizin turizmdeki potansiyelini tam anlamıyla değerlendiremediğini göstermektedir. Ayrıca, daha fazla turist çekmek için yıl boyunca sürekli turizm faaliyetleri oluşturmalıyız. Ülkemizin her mevsimi, doğanın renk paletindeki farklı bir tonuyla farklı bir güzellik ve cazibeye sahiptir. Kışın kayak ve kış sporlarıyla beyaz bir örtüye bürünen dağlar, ilkbaharda doğa yürüyüşleriyle uyanan çiçekler, yazın deniz turizmiyle parlayan altın kumsallar, sonbaharda ise kültürel festivaller ve gastronomi turlarıyla sararan yapraklarla turistlerin ilgisini çekebiliriz. Bu şekilde, turizmi sadece yaz aylarına sıkıştırmak yerine, yıl boyunca sürdürülebilir ve dengeli bir şekilde yayarak ülkenin ekonomisine katkıda bulunabiliriz. Dünya Turizm Günü'nde, içimdeki bu duygularla, Türkiye'nin turizm potansiyelinin farkında olmanızı ve bu potansiyeli en üst düzeye çıkarmak için birlikte hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizin turizmde hak ettiği yere gelmesi için, bu güzellikleri koruyarak, tanıtarak ve değer vererek hep birlikte çalışmalıyız”.
Furkan Onur Öztaş SİYASET
Yayınlanma: 27 Eylül 2023 - 15:19
Akalın Ülke Turizmini Değerlendirdi, "Kalbimi Acıtıyor"
SİYASET
27 Eylül 2023 - 15:19
















