Doğal varlıklar insan faaliyetleri nedeniyle de hızla yok oluyor.
İklim krizinin sebep olduğu kuraklık ve çölleşmenin topraklarımızda bozuluma, su varlıklarının azalmasına ve orman yangınlarının şiddetini artırmasına sebep olduğunu dile getiren Ataç "Tüm bunların yanında doğal varlıklar insan faaliyetleri nedeniyle de hızla bitiyor. 1990’dan bu yana, dünyada tahrip edilen orman alanı Türkiye’nin dört katı bir büyüklüğe; 420 milyon hektara ulaştı. Halen her bir dakikada 11 futbol sahası büyüklüğünde orman arazisi tahrip ediliyor. Orman alanlarının tahribi yanında aşırı yararlanma, iklim değişikliği, kirlilik ve işgalci türler nedeniyle biyolojik çeşitlilik de hızla azalıyor. İnsan faaliyetleri sonucunda 1970’den günümüze biyolojik çeşitlilikteki azalma %68 oranına ulaştı. Denizlerde ve okyanuslarda kirlilik nedeniyle yaşamın neredeyse tamamının yok olduğu 245.000 km² alan bulunuyor. Bugün, 1 milyon türün nesli tehlike altında. Başta madencilik faaliyetleri olmak üzere, çok sayıda kullanım alanı izni veren yasal düzenlemeler ormanlarımızı tehdit ediyor. 2012’den bu yana, 410 bin hektarlık orman alanına madencilik, enerji ve diğer kullanımlar için izin verildi. Vahşi madencilik; ormanlarımızın yanında meralarımız, tarım alanlarımız ve akarsularımız için de ciddi bir tehlike yaratıyor. Bu, yok oluşa giden bir süreç" dedi.
Yaşam kaynaklarımızı yok etmek gelecek nesiller için endişe
verici bir tablo oluşturuyor.
Konuyla ilgili olarak açıklamalarına devam eden Ataç, "Gelecek nesillerin haklarını korumak için bu tabloyu tersine çevirmeliyiz. Bu nedenle yüzümüzü doğaya dönmeli ve doğada açılan yaraları iyileştirmeliyiz. Küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmak için doğal varlıkları korumak, doğa tahribatlarını durdurmak ve tahrip edilen alanları onarmak zorundayız. Bu amaç için en etkili yöntem, yenileme (restorasyon) çalışmalarıdır. Bu çalışmalarla sadece iklimi değil, biyolojik çeşitliliği de koruyabiliriz. Tahrip olmuş alanların %15’i onarılırsa nesli tehlike altında olan türlerin %60’ı yeniden yaşam bulabilir. Tüm bu ekolojik sorunlarla yüzleşirken, yapacaklarımızın geleceğimize sahip çıkmanın ve nesiller arası adaleti sağlamanın bir gereği olduğunu unutmamalıyız. Hükümetler, şirketler, sivil toplum kuruluşları ve tüm bireyler bu sorumluluğu taşıyor. Her bireyin yapacağı küçük eylemler, büyük değişimler yaratabilir. Çevresel farkındalığı artıracak geri dönüşüm, enerji tasarrufu ve sürdürülebilir ürünler tercih etmek gibi küçük adımlar, toplu halde atıldığında önemli etkiler yaratır. Unutmayalım ki bizim toprağımız, bizim geleceğimiz demektir. Biz doğayı onaracak nesiliz! Dünya Çevre Günü'nde doğal varlıkları korumaya ve sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunmaya davet ediyorum." dedi.
Haber Merkezi












