Bir önceki dönem Uzunköprü Belediye Başkanı Özlem Becan, seçimin üzerinden 6 ay geçmesine rağmen, günlük cereyan eden veya Uzunköprü’nün geleceğini ilgilendiren tüm meselelerde ‘yegane suçlu’ olarak lanse edilmesine isyan etti. Geçtiğimiz gün ofisinde yerel basın temsilcileri ile bir araya gelen Becan, gündemde olan ve kendisi ile ilişkilendiren tüm meseleler ile ilgili topyekun bir basın açıklaması yaptı. Seçim hezimetinin ardından ilk kez basının karşısına geçen Özlem Becan, yerel basın temsilcilerine adeta içini döktü, “Seçimin üzerinden 6 ay geçmesine rağmen, yaşanan her olayın direkt veya dolaylı olarak, açık beyan veya kapalı kapılar arkasında, fısıltıyla veya imayla müsebbibi Özlem Becan olarak gösterilmeye çalışılıyor” diyen Becan, Martin’in CHP’ye geçiş sürecine de değindi. Becan bu konu ile ilgili ise, “ben zaten Cumhuriyet Halk Partiliyim diye seçmenden oy isteyip başka bir partiden aday olan, siyasi vefasızlığı herkesçe malum birinin üç ay içinde Cumhuriyet Halk Partisine geçmeye çalışmasını şahsi olarak doğru bulmuyorum” değerlendirmesinde bulundu. İşte Becan’ın gündeme dair değerlendirmeleri; “Bir koyundan kaç post çıkaracaksınız?Seçimin üzerinden 6 ay geçmesine rağmen, yaşanan her olayın direkt veya dolaylı olarak, açık beyan veya kapalı kapılar arkasında, fısıltıyla veya imayla müsebbibi Özlem Becan olarak gösterilmeye çalışılıyor. Geçtiğimiz hafta Ankara’da 5 gün süren Tüzük Kurultayımız sonrası Uzunköprü’ye döndüğümde yine Sgk borçları ile ilgili türlü ifadeler yazılmış çizilmiş. Yahu siz zaten CHP belediyesi borçları diye şehrin dört bir tarafında afiş yapıp sallandırmadınız mı? Daha ne kadar mağdur olacaksınız? Daha ne kadar ağlayacaksınız? Belediyenin gayrimenkullerini daha ne kadar satacaksınız? Sgk borçlarının yüzde bilmem kaçı Özlem Becan döneminden diye gazeteye beyanatlar verilmiş. Yok ya! Enis İşbilen döneminde Belediye Personel Limited Şirketi Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kuruldu. Onun öncesinde eskiden bu yana belediye taşeron şirketleri vardı. Öyle ya 2018 yılında belediyede çalışan onlarca işçi gökten zembille inmedi. Öteden beri çalışıyorlardı. Bu işçilerin maaşları, sgk primleri vs. tüm maliyetleri bu aracı taşeron şirketlere ödeniyordu ve ben göreve geldiğimde bu şirketler ile belediye icralıktı. Kimse laf cambazlığı ile algı yaratmaya çalışmasın. Tüm bu borçları ağlamadan, sızlanmadan, devri sabık yaratmadan, satıp savmadan ödeme planına bağlayarak, şirket avukatları ile uzlaşarak yapılandırdık ve tek tek ödedik. Burada çok net bir tablo var; belediyeyi, bütçesinin iki katı borçla devralıp, üzerine birde 2 yıllık Korona Virüs sürecinde belediye gelirlerinin bıçak gibi kesildiği bir süreç yaşayıp buna rağmen üreten onlarca eser bırakılan bir dönem ve aylardır her mecliste kredi yetkisi alan, birçok gayrimenkulün satış yetkisini alan ve hala ağlayan hep bir sorumlu ve bahane arayan biri var. Ama çok borç var ama çok borç var… Çevre ilçelere bakın, kat be kat borçlarla belediyeleri devir aldılar hala eski başkanları konuşan, böylesine satıp savan hala hiçbir sorumluluk almadan birilerini suçlayan kaç başkan var? Yahu tüm bu satış ve kredi yetkisine rağmen 150 küsür yıllık belediye tarihinde Uzunköprü Belediyesi’ni personel maaşlarını ödeyemez noktaya nasıl getirdiniz? Bu belediyecilik mi? Beceriksizlik mi? İnanmayın kıymetli Uzunköprülüler inanmayın! Sürgün mağduriyeti ile gelip hala mağdur edebiyatı yapanlara inanmayın.
“KENDİ İSTEĞİ ÜZERİNDEN MAĞDURİYET OLUŞTURDU”
Yeri gelmişken onu da açıklayayım. Çünkü bu da size doğru anlatılmadı. Ben göreve geldiğimde zaten sürgünde olan mevcut başkanı ben Destek Hizmetleri müdürü olarak görevlendirdim, daha sonra meclis kararıyla ilgili birim kapatıldı ve kendisini belediye içinde Mali Hizmetler bünyesinde Ayniyat Memurluğunda görevlendirdik. Daha sonra bizzat kendisi dilekçe vererek kendisinin tekniker kadrosunda olduğunu ilgili görevlendirmenin iptal edilmesini istediğini bildirdi. Tüm bunların sonrasında kendisi tekniker olarak su kuyularında görevlendirildi. Daha sonra bu görevlendirmeye karşı belediyeye dava açtı ve mahkeme görevlendirmenin doğru olduğuna hükmetti. Yani mahkeme görevlendirme doğrudur dedi. Belediye içinde görevi kabul etmeyip mahkeme kararı ortadayken “beni su kuyularına sürdüler” diye algı yapan Uzunköprülülerin vicdanına oynayan mağduriyet ve algı yaratma konusunda profesyonel bir tavır var ortada.“BİZ FESTİVAL YAPTIĞIMIZDA BELEDİYENİN HİÇ Mİ BORCU YOKTU?”
Algı demişken ne oldu köpek ölümleri mesela? Hani bir senaryo, bir sabotaj vardı altında? Hani nerede bunlar? “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu.” Tavrı bu. Sonra festivallerimiz? Festivali bugün yapıyoruz dersiniz yarın başlarsınız. Belediye meclisinde tarih almaya gerek yok. Yerel sanatçılar, sivil toplum kuruluşları, dernekler bir araya gelir birkaç gün Uzunköprü’ye hareket sağlanabilirdi. Yeniköy festivali? Çok mu büyük maliyetler? Yeter ki yapacağım deyin. Ama çok borç var deyip kenara çekilmek en kolayı. Biz festival yaptığımızda belediyenin hiç mi borcu yoktu? Çok daha fazlası vardı.“NEDEN ADAYLIK BAŞVURUNU CHP’YE YAPMADIN?”
En sonda herkesin merak ettiği partiye geçiş süreci; ben zaten Cumhuriyet Halk Partiliyim diye seçmenden oy isteyip başka bir partiden aday olan, siyasi vefasızlığı herkesçe malum birinin üç ay içinde Cumhuriyet Halk Partisine geçmeye çalışmasını şahsi olarak doğru bulmuyorum. Şairin dediği gibi “Bir duruşu olmalı insanın, bir bakışı bir anlayışı bir davası olmalı.” İnandığı değerler için bir mücadelesi olmalı… Madem Cumhuriyet Halk Partili idin neden adaylık başvurunu Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapmadın? Bunun için de tabi ki bir bahane var; orada Özlem başkan var beni aday göstermezler. E ben aday olduğumda da Enis Başkan vardı. Kendine güvenmeyen, mücadele etmeyen siyasetçi mi olur? Neden ilk tercihin İYİ Parti oldu? Rahmetli Özkan Uğur’un GORA’da bir repliği var “Hop oradayım, hop buradayım, tamam da niye oradasın?” Hangi partiden olursanız olun, hangi hayat görüşüne sahip olursanız olun, yol yürüdüğün, bir hedef için beraber emek verdiğin insanları 3 ayda yok saymak insana yakışan bir davranış değildir. Madem Cumhuriyet Halk Partisine geçecektin Cumhuriyet Halk Partisi Belediyeciliğini ve Cumhuriyet Halk Partisi eski Belediye Başkanını seçim öncesinde ve seçim sonrasında olayı kişiselleştirip, her fırsatta karaladın ve karalamaya devam ediyorsun? (Öyle ya asılan borç afişleri, saray mutfağı gibi gösterilen 20 metre öteye taşınan ve hala aynı şekilde kullanılan mdf mutfak, icraya vermeler…) Cumhuriyet Halk Partilileri, ilçe yöneticileri dahil, ya işten çıkardın ya sürgün ettin? Hadi bu yaptıkların hataydı tüm bu yaşananlardan sonra Cumhuriyet Halk Partisinin itibarını iade etmek için ne yaptın? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Ya da diyelim ki Cumhuriyet Halk Partisine geçtin 4 yıl sonra tekrar aday gösterilmedin bu sefer kendi geleceğin ve ikbalin için başka partiden aday mı olacaksın? Parti değiştirmek bu kadar kolay mı? Esas sorulması gereken soru bu? Benim gönlüm rahat, yaşadığımız tüm seçimlerde ve son seçimde Cumhuriyet Halk Partisi bayrağı yere inmesin diye ben, örgütümüz Cumhuriyet Halk Partisine oy verenler mücadele etti. Siz o bayrağı indirmek için mücadele ettiniz. Her şeyi bir kenara bırakın, seçim dönemi boyunca, evinden ailesinden ödün vererek ve hatta evladını hasta evde bırakan, gece gündüz demeden seçimi kazanmak için çalışanları, kendisine emek harcayanları en hafif tabirle 3 ayda adeta ‘sizinle işim bitti’ dercesine silkeleyip atanlar kalkmış emeğin en kutsal değer sayıldığı partimize geçmeye çalışıyorlar! Dediğim gibi bu benim şahsi kanaatim buna karar verecek olan il, ilçe örgütlerimiz ve başta genel başkanımız olmak üzere genel merkez yöneticileridir. Biz günün sonunda her karara saygı duyup, hep yaptığımız gibi Cumhuriyet Halk Partisini, varımızla yoğumuzla çalışarak iktidara taşıyacağız"Furkan Onur Öztaş















