Trakya bölgesi uzun yıllardır tam anlamıyla bir kış yaşamıyor. Hava sıcaklıkları kısa süreli eksi derecelere kadar düşse de, neredeyse tamamen yağışsız geçen kış sezonu doğayı olumsuz etkilerken, karasal iklim olarak anılan Trakya’nın iklimini de ılımana doğru çeviriyor. Yakın dönemde hafızalarda kalan en şiddetli kış ise 2004 yılı olarak biliniyor. Aradan geçen 20 yılda bölgemiz dönem dönem az miktar kar yağışı alsa da, karın yüzeyde kalma süresi en fazla 3-4 günü geçmiyor. Ancak Trakya’nın ‘Kıştan İllallah’ ettiği bir yıl var ki, yaşayanların hala unutamadığı, yaşı yetmeyenleri ise o kışa dair anlatılan efsanelerle büyüdüğü bir kış! ‘1963 Kışı’ olarak tarihe kazınan bu kışa yakından göz atalım. Tarihler 1963 yılını gösterdiğinde her yıl olduğu gibi Trakyalılar kış için hazırlıklarını tamamlamıştı. Ancak yaşayacakların kışın bir felakete dönüşeceğini nereden bilebilirlerdi. Aralık ayının sonuna doğru Avrupa adeta mini bir buzul çağına girdi. Radyolar ‘beynelmilel memleketlerden’ gelen ‘kara kış havadisleri’ ile çınlıyordu. Avrupa’nın başından sonuna kadar etkili olan kar yağışları hayatı durma noktasına getirmiş, yakacak ve yiyecek sıkıntısı çekilmeye başlanmıştı. Tarihler 5 Ocak tarihini gösterdiğinde ise yıllarca hafızalardan silinmeyecek kar yağışının ilk taneleri Trakya’ya düşmeye başladı.
TRAKYA’NIN DÜNYA İLE BAĞLANTISI KESİLDİ
Günden güne artan kar yağışları ile birlikte köy yolların tamamen kapandı. Kasabalar için ise tehlike çanları çalmaya başladı. İlk olarak Edirne- Uzunköprü- İstanbul karayolu kar yağışı sebebiyle ulaşıma kapandı. Ulaşımın tüm yükü trenlerin üzerine kalırken, sadece yolcu değil ticaretini de aksatmak isteyen tüccarlar tren seferlerine akın etti. Ancak kar yağışı durmak bilmiyordu. Yer yer 5 metreye kadar çıkan kar kalınlığı bir süre sonra tren seferlerini de iptal ettirdi. O dönem zaten sınırlı olan telefon hatları da devre dışı kaldı. Son olarak ise radyoların da sesi sustu. Trakya adeta kendi kabuğuna hapsolmuş, dünya ile ilişkisi kesilmişti. Enerji hatları da sürecin başından itibaren bu felaketten nasibini aldı. Kar yağışına eşi benzeri görülmemiş dondurucu soğuklar da eşlik etti. Elektrik, telefon, ulaşım ve radyo derken su hatları da tamamen dondu. Trakyalılar evlerinden burnunu çıkartamıyor, birçok köyde yakacak ve yiyecek temin etmek için yola çıkan kişilerin geri gelmediği haberleri yayılıyordu. Geri dönmeyenlerin bir çoğunun cansız bedenleri karlar eriyince ortaya çıktı.ERGENE DONDU UZUNKÖPRÜ’YE KURTLAR İNDİ
Diğer yandan Uzunköprü’de de kış tüm şiddeti ile devam ediyordu. İlk etapta taşan ve suları şehir merkezine kadar gelen Ergene nehri donmuş, devasa buz blokları kente doğru ilerlemeye başlamıştı. Avrupa’dan gelen trenler daha önce Edirne’den İstanbul’a giderken, Edirne garına ulaşımın tamamen kapanması ile Avrupa’dan gelen tren seferlerinin Uzunköprü üzerinde İstanbul’a yönlendirildi. Ancak bu durum da 2 gün sürdü. Uzunköprü’de arşivlere göre yüz metrelerce uzayan tren vagonları mahsur kaldı. Mahsur kalanlara zorluklarla yiyecek temini yapıldı. Ocak ayının ortalarına doğru ise durum iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı. Felaket yüzünden doğanın da dengesi bozuldu. Vahşi hayvanların özellikle kurtların kasaba merkezine kadar indiği anlatıldı. Trakya genelinde 1 ay boyunca eğitim ve öğretime de ara verildi.DÜNYANIN MERAKINI GİDERMEK İSTEYEN 3 GAZETECİNİN FECİ SONU
Trakya ile bağlantısı tamamen kopan ver haber alamayan İstanbul’dan ve neler olup bittiğin öğrenmek isteyen 3 gazeteci, Edirne’den gelen trenin Çatalca’da kara saplandığını öğrenmeleri üzerine yola çıktılar. Arabaları ile bu zorlu vazifeye atılan 3 gazeteci için bu yolculuk sonun başlangıcı oldu. 3 gazetecinin cansız bedeni 3 gün sonunda Çatalca yakınlarında bir arabanın içerisinde donmuş olarak bulundu.ERİYEN KAR SULARI BAŞKA BİR FELAKET GETİRDİ
Trakya’nın kış ile olan mücadelesi kış ayının sonuna doğru başka bir boyuta evrildi. Kar yağışının durması ve hava sıcaklıklarının yükselmesi ile birlikte eriyen kar suları Uzunköprü, Meriç ve İpsala’da sel baskınlarına neden oldu. Meriç Nehri sınırında bulunan yüzlerce köy bu durumdan etilendi. Birçok köy evi kullanılamaz hale geldi. 1963 kışı her yönüyle tarihte unutulmaz bir iz bıraktı. Kandilli rasathanesi uzmanları, kurumun kurulduğundan bu yana bu kadar geniş kapsamlı ve şiddetli bir kış manzarası ile karşılaşmadıklarını kayıtlara geçti.Furkan Onur Öztaş
















