İslam âlemi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in Mekke'den Medine'ye hicretini esas alan hicri takvime göre yeni bir yıla girdi. Hicri takvimin başlangıcı kabul edilen Muharrem ayının ilk günü, tüm Müslümanlar tarafından Hicri Yılbaşı olarak idrak ediliyor.
Hicri takvim, Hz. Ali’nin önerisiyle Hz. Ömer döneminde resmi olarak kabul edilmiş ve miladi 622 yılı hicri 1. yıl olarak belirlenmiştir. Kameri yani ayın hareketlerine dayalı sisteme göre düzenlenen hicri takvim, Müslümanların ibadet hayatında ve dini günlerin tespitinde büyük önem taşımaktadır.
Hicret: Fedakârlığın, Sabır ve Tevekkülün Sembolü
Hicri yılbaşı, İslam tarihi açısından yalnızca bir takvim başlangıcı değil, aynı zamanda inanç uğruna yapılan büyük bir fedakârlığın, sabrın ve teslimiyetin sembolüdür. Peygamber Efendimizin ve sahabelerin zorluklar içinde Medine’ye hicreti, İslam’ın yeni bir safhaya geçişini temsil eder. Bu mübarek gün vesilesiyle İslam âlemi, hicretin manasını bir kez daha hatırlamakta; zulme karşı direnişi, kardeşliği ve birlik ruhunu yeniden yaşamaktadır.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’tan Hicri Yılbaşı Mesajı
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, hicretin yeni bir insan, toplum ve medeniyet inşa etme ideali olduğunu vurgulayarak, hicri 1447 yılının İslam âlemi ve tüm insanlık için barış, huzur ve berekete vesile olmasını temenni etti.
Erbaş, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“26 Haziran Perşembe günü, Hz. Peygamber’in Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicretini esas alan Hicri Takvim’in 1447. yıldönümüdür. Bu vesileyle yeni hicri yılda insanlığı huzur ve selamete, yeryüzünü barış ve berekete mazhar kılmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.
Zaman eşsiz bir nimet ve kıymetli bir emanettir. Kur’an’da zamana yemin edilerek bu nimetin telafi edilemez kıymetine dikkat çekilmiştir. Takvimlerin yeni bir yılı gösterdiği bu günler, bizlere zamanın anlam ve önemi üzerine yeniden düşünme, geçmişten ders alma ve daha güzel bir gelecek inşa etme fırsatı sunmaktadır.
Bugün idrak ettiğimiz hicrî yeni yıl, bizlere İslam tarihinin dönüm noktalarından biri olan hicret hadisesini hatırlatmaktadır. Hicret, karanlık bir çağı vahyin nuruyla aydınlatan yeni bir başlangıcın adıdır. İslam’ın ilke ve değerlerini yaşama ve yaşatma uğruna sergilenen büyük bir fedakârlıktır. Bundan 1447 yıl önce, zulüm ve işkencelere maruz kalan Peygamber Efendimiz ve ilk Müslümanlar, Mekke'deki bütün varlıklarını geride bırakarak umuda doğru yol almışlardır. Onların hicretinin özünde, yeni bir insan, toplum ve medeniyet inşa etme ideali vardır. Yesrib’in Medine’ye dönüşmesi bu azim ve kararlılığın eseridir.
Bu büyük hadiseyi bugün yeniden anlayarak kötülüklerle mücadele konusunda azim ve kararlılık edinmemiz, daha güzel bir gelecek için bizlere yeni ufuklar açacaktır.”
Derya Atkoşan













