“Buğdayda maliyet ve refah payını dikkate alan bir fiyat bekliyoruz” Buğday üreticisinin müdahale alım fiyatının açıklanmasını beklediğini belirten Bayraktar, fiyat artışının enflasyon oranının altında kalmaması gerektiğini vurguladı: “Geçen sezon fiyatların çiftçi açısından olumlu seyretmesi nedeniyle bu yıl buğday ekim alanlarında yüzde 5 ila yüzde 10 oranında artış olduğunu, rekoltenin ise 20 milyon 500 bin ton civarında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Buğday dünyada ve ülkemizde stratejik bir üründür. Pandemi sürecinde paramız olmasına rağmen 1 kilo buğday bulmakta zorlandığımızı unutmayalım. Dolayısıyla buğday üretiminde ve ticaretinde akılcı ve kalıcı yöntemler belirlememiz Buğday üreticisi müdahale alım fiyatının açıklanmasını bekliyor. Fiyat artışının enflasyon oranının altında kalmaması gerekiyor. Buğday üreticilerimiz, üretimde yaptığı masrafların, verdiği emeğin ve döktüğü alın terinin karşılığını almak istiyor. Üreticilerimizin maliyetini ve refah payını dikkate alan bir fiyat bekliyoruz.” dedi. “Süt yem partisi 1,5 civarında tutulmalı” Yem fiyatlarının yüksekliğine değinerek hayvansal üretim hakkında değerlendirmelerde bulunan Bayraktar, şunları bildirdi: “Bitkisel üretimde zorluklara rağmen üretimini artıran çiftçimiz yem fiyatlarının yüksekliği karşısında düşük süt fiyatlarından dolayı damızlık hayvanlarını kestirerek hayvansal üretimden gelen zararını en aza indirmeye çalıştı. Ana materyali damızlık hayvan olan et sektörü talep artışına yetişemedi. Et fiyatları tüketici aleyhine gelişirken, üreticiler süt fiyatlarının da yukarı doğru hareketlenmesiyle bir nebze olsun düşen maliyetlerden dolayı üretimini sürdürmeye devam etti. Yalnız, artan et ithalatının uzun süre sonra çiftçimize ve üreticimize zarar vereceği, kısır döngüye girileceği bilinmeli, ona göre sektöre destek verilmelidir. İthalatın çözüm olmadığı tecrübeyle anlaşıldığından, süt yem paritesi 1,5 civarında tutularak süt üretiminin sürdürülebilirliği sağlanmalıdır.”
“Sürdürülebilirlik için çiftçimizin sosyal güvenlik koşulları iyileştirilmeli” Bayraktar, çiftçilerin tarımsal üretime devam etmesinin sosyal güvenliğin sağlanması ile yakından ilgili olduğunu belirterek, tarım BAĞ-KUR primlerinin düşürülmesi çağrısını yineledi: “Çiftçimiz, kişi başına ülke ortalama gelirinin üçte birini kazanmasına rağmen yüksek prim ödemek zorunda kalıyor. Çiftçilerimiz halen ödemekte oldukları prim borçları çok yüksek olduğu için ödeme zorluğu çekiyorlar. SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmelidir. 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emeklilik hakkı kazanan çiftçilerimiz diğer sigortalılar gibi 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabilmelidir. Bu hakkaniyetsizlik giderilmeli, prim ödeme gün sayısı düşürülmelidir. Ayrıca muafiyet belgesi ile gelirinin düşük olduğunu belgeleyerek prim ödemesini durduran çiftçilerimizin muafiyette geçen süreleri borçlandırılmalıdır. Tarım BAĞ-KUR primi durdurulan çiftçilerimiz yapılandırma ile ihya kapsamına alınmalıdır. Üreticilerimizin emeklilik başvuruları sırasında ortaya çıkan usul eksikliklerinden dolayı Ziraat Odalarına uygulanan idari para cezalarına af getirilmelidir. Çiftçilerimizin bu konudaki kayıplarının telafisi sağlanmalıdır.” “Her zaman, her koşulda çiftçimizin yanındayız” Her zaman, her koşulda çiftçilerin yanında olduklarını vurgulayan TZOB GenelBaşkanı Bayraktar, konuşmasına şöyle devam etti: “Ülkemizin zenginleşmesine katkı sağlamak istiyoruz. Hedefimiz; bütün sorunlarını çözmüş, örgütlenmesini tamamlamış, üretimde yüksek verim ve kaliteyi yakalamış, dünya ile rekabet eden, üreticisine istikrarlı gelir sağlayan, tüketicisine bol ve makul fiyatlarla ürün sunan, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere çevre ülkelerin gıda açığını kapatan bir tarım sektörü oluşturulmasıdır. Bunun için üreticiyi merkez almış, istikrarlı, sorun çözen, geleceği planlayan politikalara ihtiyacımız vardır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları olarak gece gündüz bu amaçlar için çalışıyoruz. Tarımda gelişmiş ülkeler arasında yer almak istiyoruz. Bütün dünyanın gıptayla baktığı, medeniyetin beşiği, bu bereketli topraklarda üretmek boynumuzun borcudur. Çiftçilerimiz bunun bilinciyle üretiyor. Bizlerin de çiftçilerimizin bu önemli görevi yerine getirirken yaşadığı zorlukların bilincinde olmamız gerekiyor. Karnımız emektar çiftçilerimiz sayesinde doyuyor, çiftçimizin kıymetini bilmeliyiz. Çiftçimizi mutlu etmeliyiz. Zor süreçlerden geçiyoruz. Onları üretimde tutmalıyız. Biz, Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak çiftçimizin her zaman hizmetindeyiz, her koşulda yanındayız. Çiftçilerimiz üretmeye devam etsinler diye onlara her türlü desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Ülkemizde hasat döneminin başladığı günlere girdiğimiz bugünlerde çiftçi kardeşlerimize doğal afetlerden uzak günler, bol ve bereketli ürünler diliyorum. Bütün çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyor, 14 Mayıs Pazar günü yapılacak seçimlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”Haber Merkezi














